Gel Dilê…
Vahdet deryasını anlatmaya söz yetmez,
Ehadiyet kadehinde içmeye gel dilê.
Ne dünya ne ukba ne ben ne sen kala,
Bir O’na, kalmaya gel dilê.
Kalb-i selim sırrına erenler bilir,
Fakr u acz içinde Hakk bilinir.
İmam-ı Mübin’de yazılı kader gizlenir,
Kitab-ı Mübin’de okumaya gel dilê.
Vicdanın ziyası din, aklın nuru fen,
İkisi birleşince tecelli eder En Sevilen.
Marifet şarabıyla mest olursa incinen,
Tevhid-i hakikî sırrına ermeye gel dilê.
Ne fen Sensiz anlamlı, ne din Sensiz ışık,
İkisi bir kalpte buluşunca doğar beklenen aşık.
Letaif-i Aşere insandaki içe en derin bakış,
Kalbi selim sırrına taht kurmaya gel dilê.
Nokta-i istinadım Sensin, Ya Vedûd,
Nokta-i istimdadım Sensin, Ya Mustean, Ya Hamid.
Fenafillah, Bekabillah, Muhabbetullah derken,
Ruh-u Azam Rabbin rahmetine güvenmeye gel dilê.
Âlem-i şehadette gördüğün her bir iz,
Âlem-i gaybda gizli sırlardan öz.
Âlem-i berzahı göremez her çıplak göz,
Vahdet sırrına ermeye gel dilê.
Seyr ü sülûk ışık üstü manevi yolculuk,
“Yokluğu yokluğundan Yaradana” yakarış.
İlme’l-yakîn ile biliş, ayne’l-yakîn görüş,
Hakka’l-yakîn ermeye gel dilê.
Nefsimdeki kiri anlatsam nefes yetmez,
Her nefeste bin günah gizli, söz yetmez.
Nebiler meyhanesinde kalpler günaha girmez,
Masivasız bir hayat yaşamaya gel dilê.
20 Subat 2026
Saat 00.32