Âdem’den öğüt aldı, topraktan şekil,
Toprağa nefes üflendi, Âdem’i bir nesil.
Âdemoğlu’nu toprak mı sandın?
Kutsal deyip çalma İsrail.
Nûh’un gemisi tufanı bekler bülbül,
Gemiye sığmaz oldu katledilen gönül.
Gazze’yi tufan mı zannettin?
Tufan deyip ”esme” İsrail.
İdrîs’e selâm olsun, yüce menzile,
Kalem ile yazmayı o öğretti bize.
Filistin’i kalem mi zannettin?
Kalem deyip kırma İsrail.
Hûd’un duasıdır yıkılır putlar bile,
Azaba dûçâr oldular bile bile.
Azgın kasırgalar estiriyorsun bombalar ile,
Bombaları durdur İsrail.
Sâlih’in devesi, kayanın sırrı,
Sudan mahrum ettin her nefes alanı.
Gazze’yi Sâlih’in devesi mi sandın?
O deveyi kesme İsrail.
Lût kavmi yok olur günahın nârı,
Sodom, Gomore cehennem çınarı.
Cezaevlerin Lût kavminin ayarı,
Irza geçme İsrail.
İbrâhîm’in aşkı, misafirperverliğinde gizli,
Ateş gözünü korkutmadı, mancınık dertli.
Bebeklere yapılan bu zulmeti,
Bir an önce bırak İsrail!
İsmâil râzı kaderine,
Ha kesilse ha kesilmese.
İsmâil senin kuzenin ise,
İsmâil’i ”kesme” İsrail.
İshak müjde geldi İbrâhîm’e,
Soyundan bu kadar zalim olacağını bilse…
Yeter artık diş bileme,
Barışa neşter atma İsrail.
Yakub’un gözyaşları kuyuları doldurdu,
Hep uzaklara baktı, gözleri doldu.
Şimdilerin vicdanları dondu,
Yapma, vicdana gel İsrail.
Yûsuf’un kuyusu sabrın ateşi,
Kardeşlerden geldi çilesi.
Ya bu yaşananlar kardeşlik testi?
Merhamete gel İsrail.
Eyyûb’un sabrıdır şifa bulur canlar,
“İnsan değil bunlar canavarlar!”
Onlar Azrâil ile sarmaş dolaş olanlar,
Hitler’e benzeme İsrail.
Şuayb’ın sesidir hakkı haykıran,
Adalet terazisini hakkıyla kuran,
Ölçüde zerre hak kaçırmayan,
Adaletli ol İsrail.
Mûsâ’nın kaderidir toplu çıkış,
Nil’de yalnız çocuksu ağlayış.
Âsiye’ce çocuğa bağrını açış,
Firavun’a benzeme İsrail.
Harundu Mûsâ’nın lisanı, söylettiği söz,
Yumuşaktı, incitmedi onu kaba bir söz.
Kardeş bildi, üzdü “ağabeyini” o sevgili iki göz,
İlk göz ağrına ihanet etme İsrail.
Zülkif sabırla kuşanmıştı, vermedi emaneti,
Doğruluktu yatağı, adaletti döşeği.
Hastaya, yoksula uzattı hep elini,
Emanete hıyanet etme İsrail.
Bir yolcuydu Mûsâ’ya, sırdı Hızır’ın yoldaşlığı,
Gemiyi deldi, duvarı ördü, bildi saklıyı.
Bilirdi her musibette ki gizli hikmeti,
İlâhî sırrı yok sayma İsrail.
Lokmân’dır hikmetle yoğrulmuş bir kul,
Şükretti özüne, ermedi gurur.
Oğluna öğüdü: “Eğilmez boyun!”
Hikmete sırt çevirme İsrail.
Üzeyir bir merkebe, bir harâbeye baktı,
“Nasıl diriltecek?” dedi, kalbi şaştı.
Yüz yıl sonra geriye bakışı, tüm şüpheleri dağıttı,
Ölümü inkâr edip dirimi yok sayma İsrail.
Dâvûd’un sapandır zafer kazanan,
O yanık sesiyle nağmeler yazan,
En katı gönülleri dahi yumuşatan,
Câlût olma İsrail.
Süleymân’dır cinlere emirler veren,
Saraylar kurup saraylar deviren.
Çocuklar ölüyor görmek istemeyen,
Gönül sarayını yıkma İsrail.
Yûnus balığında tevbe ile dost,
Fırtına ve karanlık deniz ile dost.
Gönüller virane arıyor bir dost,
Dehşetinle dost arama İsrail.
İlyâs’ın duası yağmur olup yağsın,
Güller açsın, insanlar sevinsin.
Gönülleri Ba’l putumu sandın?
Ba’l deyip kırma İsrail.
Zekeriyyâ’nın duaları semalarda,
Evlat istedi hakkalyakîn edalarla.
Duası kabul oldu semalarda,
Evlatları öldürme İsrail.
Babasının duasıdır Yahyâ,
Doğmadan ismi verildi ona.
İtaatkâr ve sadıktı Yaradân’a,
Yahyâ deyip katletme İsrail.
Meryem’e “Ol” emriyle erdi müjde Cebrâil’den,
Selamlanan en yüce hatun, böyle Kur’ân’da övülen,
İffetiyle nâzıyla parladı rûhundaki aynadan.
Kilise ve camileri bombalama İsrail.
Îsâ’nın nefesi ölüye can olur,
Tekrar gelmesi çok yakın olur.
Onun karşısında artık kim durur?
Yol yakınken dur İsrail.
Ve Ahmed-i Muhtar, son nebi, risâletle eyler izhâr,
Hâtemü’n-nübüvvet sırrına mazhar,
Adı güzel, kendi güzel, en şefkatli yâr.
Tüm kapıları kapama İsrail.
Siirin bittiği tarih 24 ağustos 2025.